
Türkiye’de marka tescili sisteminde devrim niteliğinde bir değişiklik yaşanıyor. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun yürürlüğe girmesinin ardından öngörülen 7 yıllık hazırlık süreci tamamlandı ve markaların "idari iptal" yetkisi mahkemelerden alınarak resmen TÜRKPATENT’e devredildi. 2025 yılındaki yeni düzenlemelerle hız kazanan bu sistem, marka dünyasını "atıl" tescillerden temizlemeyi hedefliyor.
ANKARA – Türkiye’de ticari marka sahiplerini ve yeni girişimcileri yakından ilgilendiren hukuki süreçlerde yeni bir sayfa açıldı. Yıllardır süren ve yüksek maliyetlerle sonuçlanan "marka iptal davaları" yerini, çok daha hızlı ve ekonomik olan "idari iptal" sürecine bıraktı. 2024 yılında başlayan geçiş süreci, 2025 yılında yayımlanan yeni yönetmelik revizyonlarıyla tamamen oturdu.
Yeni mevzuatın merkezinde "kullanım zorunluluğu" yer alıyor. Mevzuata göre, tescil tarihinden itibaren 5 yıl boyunca haklı bir sebep olmaksızın Türkiye’de ciddi bir şekilde kullanılmayan markalar iptal riskiyle karşı karşıya. Eskiden bu markaları sicilden sildirmek isteyen hak sahiplerinin, Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemeleri’nde yıllarca süren davalar açması gerekiyordu.
2025 itibarıyla devreye giren tam dijital altyapı sayesinde, iptal talepleri doğrudan Türk Patent ve Marka Kurumu’na (TÜRKPATENT) yapılıyor. Kurum, markasını kullanmadığı iddia edilen tarafa bildirim göndererek kullanım kanıtlarını sunması için süre tanıyor. Yeterli delil sunamayan markalar, mahkeme kararına gerek duyulmaksızın idari bir kararla sicilden siliniyor.
Yapılan düzenlemenin en büyük avantajı zaman ve maliyet tasarrufu. Hukukçular, eski sistemde 2 ila 3 yıl süren iptal süreçlerinin, yeni idari sistemle birlikte 6 ila 12 ay gibi kısa bir sürede tamamlanabildiğini belirtiyor. Bu durum hem girişimcilerin önünü açıyor hem de ihtisas mahkemelerinin üzerindeki dosya yükünü önemli ölçüde azaltıyor.
İdari iptal yetkisi sadece kullanılmayan markaları kapsamıyor. Bir markanın zamanla o ürün grubunun genel adı haline gelmesi (jenerikleşme) veya markanın halkı yanıltacak şekilde kullanılması durumunda da TÜRKPATENT iptal kararı verebiliyor. 2025 yılındaki güncellemelerle birlikte, bu süreçlerde sunulacak delillerin (fatura, numune, reklam materyali vb.) dijital ortamda tasnifi ve sunulması da standart bir prosedüre bağlandı.
Marka vekilleri, yeni dönemde işletmelerin çok daha dikkatli olması gerektiğini vurguluyor. Uzmanlar, "Artık 'markamı tescil ettim, dosya kapandı' dönemi bitti. Marka sahiplerinin tescilli markalarını fiilen kullandıklarını gösteren her türlü faturayı, ambalajı ve reklam görselini düzenli olarak arşivlemesi gerekiyor. Aksi takdirde, bir rakibin başvurusuyla yılların markası tek bir idari kararla elden gidebilir," uyarısında bulunuyor.